Mısra Verse Logo
Mısra Verse © 2026

Hasret ve Özlem Şiirleri

Uzaklara, geçmişe ve sevilenlere duyulan özlemin şiirleri. Bir kapıda bekleyişin, bir mektubun ulaşmadığı yolun, bir sesin artık duyulmadığı sessizliğin dizeleri. Hasret burada susmuyor, mısra oluyor.

@Yüksel Bey

Üzgünüm

Sanki maviler eksikti biraz Deniz eksik Gökyüzü eksikti sanki Geç kalınmış zamanların birikmiş anılarında silindi Tüm renkler. Ne zaman kara yelin kanadına takılsa bahar Sözcükler yandı Bir şiirin ipek sayfalarında Mavisi eksik geceleri kapladı bir özlem bulutu Geçmiş hayatımın mavi düşlerinde Üzgünüm İçimden yazdım ben hep özlem şiirlerimi. Pembeler de eksikti sanki biraz Beyazlar eksik Çiçekler eksikti sanki Ay ışığı sessizce göçerken gölgesine Mum geceye ağladı İçin için. Bir coğrafya bestelerken gözlerimde Toprak koktu gökyüzü Ellerim toprak koktu Ayaz düşen yalnızlıklarda Nazlı bir gelincik güzeliydi özlem İsyankar gülüşlerde üşürken ömrüm Üzgünüm İçimden sevdim ben hep gül kokularını. Renklerin eksikliğinde büyürken Arsız susuşlar Gök kuşağı da büyüdü sanki Rüzgar renklerimi taşıdı güz bahçesine. Siyahlar eksilirken gönlümün derinliğinde Toprağın çatlayan damarına yürüdü Usul usul bir yağmur Sevgiler damıttı damlalar İncecik gülücükleri usulca öptü kızıl bir şafak Bir avuç bahar buğusunda sürgün verirken şiirim Üzgünüm Bir ırmağın türküsüne gömdüm ben hep mısralarımı. Oysa şimdi baktığım her yan İpince sevgiler döker yoluma Muştular sunar bana çiçek bahçelerinden Sevinçler döker güneş gül kokan ellerinden Ay beyazı mutluluklarda artık Umudumun evi toprak Sevinçlerimin adı yeşil yaprak Yüreğimin adresi bir avuç suda yaşamak Üzgünüm Bu sefer yenildin bana hayat Bu sefer yenildin.

Oku →
@Yüksel Bey🎬 KLİP

Mecnun Gibi Del'olduk

Şu vefasız dünyada hasret vurdu bağları Leyla gibi hal olduk bu yaban ellerinde. Özlem ateşi çöktü vuslat yaktı dağları Mecnun gibi del'olduk arafın çöllerinde. Yalancı baharlarda uçarken göçmen kuşlar Yargısız infazlarla eğildi garip başlar Kerem Aslı misali akarken gözden yaşlar Boz bulanık göl olduk duygunun sellerinde. Bal şerbeti diyerek zehri sundular bize Timsah gözyaşlarıyla sanki candılar bize Dost gülüşü ararken sırtı döndüler bize Sevgilere el olduk kaderin yellerinde. Yüce dağın başını kara duman bürüdü Hazana döndü bahar gül dalında kurudu Yıllar boşa akarken nice yürek eridi Yaralı bülbül olduk güllerin dallarında. Topladık acıları sardık düş bohçamıza Gurbet elin gülünü ektik has bahçemize Bir de nağme ekledik şu güzel lehçemize Türkü türkü dil olduk sazların tellerinde. Kimi özlem bağlamış kiminin gözü yaşlı Kimi dağları aşmış kiminin yolu taşlı Kimisi yalnız kalmış kimi çocuklu eşli Dertlerle hemhal olduk kederin illerinde. Ekmek elin elinde ateş gibi yakıyor Bir yudumu boğazda şimşek gibi çakıyor Bir de hasret katınca üstüne tuz ekiyor Tadı saman yal olduk acının ballarında. Yine geldi gam keder ne de kormuş Allah'ım El açıp gül dilenmek ne de zormuş Allah'ım Elin atlas mintanı bize darmış Allah'ım Düğmesine kul olduk vefanın kollarında. Kaç yıldır boyun eğdik zulüm sürmesin diye Güneş ektik günlere kışlar vurmasın diye Şiirlere sığındık kimse görmesin diye Ayak altı çul olduk feleğin yollarında. Alınmayın siz dostlar sözüm iki yüzlüye Sağ gösterip sol çakan sözüm şehla gözlüye Kendini bey sanırken erişmeden düzlüğe Bir sözüyle lal olduk bir ömür ellerinde.

Oku →
@Yüksel Bey

Ben Sana Susuyorum Anne

Günlerden pazar Tükenmiş sevgilere sızarken ince bir hayal Ben sana susuyorum anne. Çöl akşamlardan akıyor Karlı dağın feryadı Rüzgar hasret şarkılarını söylüyor yine Kayıp vadide beyaz bir zambak vuslat çığlığında Sessiz ve yalnız Bahar yalanlarını işlerken yaprağına Ben, ben sana esiyorum anne. Günlerden pazar Gün kollarıyla sararken anne yürekleri Ben seni yaşıyorum anne. Bağrında büyüyen kır menekşeleriyle papatyalar Özlem, özlem açmışlar bu gün Ilık bir meltemin hükmünde Özlem, özlem ötüşür bu gün kuşlar Yağmur kokan bağrında yaralı bir bülbül Buğulu gözleri duman duman Bütün bir yıla ağlarken güz vurgunu gül Ben, ben sana coşuyorum anne. Günlerden pazar Her bir sahrada ağlarken bu gün bir Leyla Ben sana taşıyorum anne. Kırık, dökük anılar canlanıyor mor selviler altında Yüreğimde kelepçe İçimde kaynayan mahşer Hasretin narında tutuşuyorum Soğuk bir kış karanlığı yüzüm Gözlerim bir dünya sen Hüznün sevinçle kucaklaştığı zamanda Gökyüzüne savurarak özlemimi Ben, ben sana üşüyorum anne. Günlerden pazar Yitik düşlerimin yamaçlarına sinerken yüreğim Ben sana düşüyorum anne. Unuttuğum şarkılarımı söylüyorum sana Gül kokulu şiirlerimi takıyorum gümüş saçına Gül rengi gözyaşlarımı ekiyorum has bahçene Gül kokuyor nefesin. Ne anneler günü, ne babalar günü Bil ki hiçbir şey avutmuyor beni Yılların her gününde, günlerin her anında Ben, ben seni yaşıyorum anne. Yüreğimi bırakıp toprağın bağrına Sokaklarında ıslandığım kayıp şehirden Ben, ben sana koşuyorum anne. Günlerden pazar İçimde küçük bir çocuk ağlıyor Rahmet dualarıyla dilimde Ben sana susuyorum Ben sana susuyorum anne. ANNEMMM...

Oku →
@Yüksel Bey

Bilmedim

Gökkuşağı renginde konmuştum ya dalına Bana bunca cefayı ettiğini bilmedim Zarif bir kuğu gibi süzülürken salına Göz yaşını gözüme kattığını bilmedim. Benim şu garip gönlüm sevgiler saçar derken Al yeşil çiçek gibi bir ömür açar derken Sabırlar şerbetini kanarak içer derken Yalnızlık deryasına battığımı bilmedim. Dolunayın koynunda efkara tutsak kaldım Yıldızların şavkından bir kaç mutluluk çaldım Tam işte oldu derken tekrar rüyaya daldım Bergüzar yarınları güttüğümü bilmedim. Ayrılık şarabını yudum yudum içerken Hasretin kefenini üzerime biçerken Leyla mecnun misali sonsuzluğa göçerken Kaderin cilvesini tattığımı bilmedim. Bu şehrin geceleri karanlığa devrilmiş Yüreğim alev topu duygularım kavrulmuş Dönüp baktım maziye hatıralar savrulmuş Hayalleri gerçeğe çattığımı bilmedim. Hayat denen bu yolda sevgi yürek yarası Gitti gidiyor derken elbet gelir sırası Bekliyorken vuslatı iki umut arası Hasret zincirlerini tuttuğumu bilmedim. Bak gördün mü yok oldu sevda kokan sözlerim Bende herkesler gibi gülistanı özlerim Gül ve rüzgar dokurken senden uzak gözlerim İhanet lokmasını yuttuğumu bilmedim. İşte belki bu yüzden hücreme doldu yaşlar Alaca şafaklarda bu gönlüm hasret işler Mazide canlanırken kırık dökük o düşler Puslu aynalarda ben bittiğimi bilmedim. Özlemler sayfa sayfa benimle aynı safta Melekler uyandırdım sanki dört bir tarafta Yorgun bitkin gözlerle arıyorken arafta Gönlünün sarayından gittiğimi bilmedim.

Oku →