Yarım Kalan Tebeşir Yazısı
~ Yüksel Bey
👁️ 0
Dört yaşındaydım,
Dünya henüz diz boyu bir yerdi.
Sen, dev bir çınarın gölgesi gibi üzerime düşerken
Minicik elimi tutan o sıcacık elini hatırlıyorum
Ya da belki o eli, eksikliğinden hayal ediyorum.
Sen bir öğretmendin
Tahtaya "hayat" yazıp altını çizmeden gittin.
Sınıfın o tozlu kokusu, üstüne sinmiş tebeşir beyazı,
Şimdi benim saçlarımdaki ilk aklar gibi yabancı.
Öğrencilerin vardı senin, her sene büyüyen
Ben ise hep dört yaşında kaldım o günden
Zilin çalmasını bekleyen en arka sıra öğrencisi.
Sen gittin ya
Kara tahtada asılı kaldı sesin.
Gittin ya
Sen bana yokluğun geometrisini öğrettin.
Bir babanın gidişi kaç santim eder kalpte?
Bu boşluk, kaç oda, kaç salon eder bir evde?
Okuma fişlerinde "Ali ata bak" yazıyordu,
Ben "Baba bana bak" diye bağırdım yıllarca.
Senin kalemin mürekkepti, benimki gözyaşı.
Sen defterlere not düşerdin, ben ise kara toprağa.
Öğretmenler hata affetmez derlerdi,
Oysa sen, büyümemi bile beklemeden gittin
En büyük sınavı, en küçük yaşımda önüme serdin.
Şimdi ne zaman bir okulun önünden geçsem,
Burnuma tebeşir tozu değil, bir veda kokusu gelir.
Ceketinin cebinde unuttuğun o son kalemle,
Ben hâlâ senin yarım bıraktığın hayatı temize çekiyorum.
Öğretmenim, babam, sönmeyen ışığım
Ders bitti mi gerçekten?
Yoksa biz, kavuşacağımız o büyük teneffüsü mü bekliyoruz?