Beyaz Koridorun Çiçekleri
~ Yüksel Bey
👁️ 0
İki yıl oldu,
Adımlarım ezberledi bu soğuk zeminin sesini.
Gittim, geldim,
Her seferinde bir parça eksilip, bin parça umut devşirdim.
Beyaz önlüklerin arasından süzülen sessiz korkuyu gördüm.
Ve o korkuyu bir tebessümle boğan dev yürekleri.
Yavaşça sokuldum yanlarına,
Ve bu süreçte öğrendim beyaz koridorların dilini.
Sıra beklerken birbirinin gözlerine tutunanları izledim.
Aynı kaderin kumaşından dikilmiş elbiselerimiz vardı sanki
Rengi bazen solgun, ama dikimi hep vakur.
Orada zaman, saatle değil,
Serumun damlasıyla, tahlilin sonucuyla akıyordu.
Saçları dökülmüş ama ışığı sönmemiş kadınlar,
Yorgunluktan omuzları çökmüş ama eşinin elini bırakmayan adamlar
Birbirini hiç tanımadan "nasılsın" diye soran seslerdeki o sahicilik...
Dışarıdaki dünyanın hırsları ne kadar küçük kaldı o kapının ardında,
Hastaydılar, yorgundular, ağrıları vardı,
Ama içlerinde bir yerlerde, toprağın altındaki tohum gibi
Çatlamaya hazır bir bahar saklıydı.
Sustum,
Dinledim.
Konu ölüm değil, yaşanacak güzel günlerdi
Bizimki kader ortaklığıydı işte
Aynı fırtınada farklı teknelerle, aynı limana demir atmağa çalışmak.
Süreç aynı süreç
Herkesin süreci birbirinin aynı
Bu süreçte
Daha sıkı tuttum eşimin elini
O koridorda yürürken sadece bir hasta yakını değildim artık.
Ben o büyük, dilsiz ordunun bir ferdiydim.
Gördüm ki; umut,
Laboratuvar sonuçlarında değil,
Birbirimize verdiğimiz o dirençli selamdaymış.
Hâlâ gidiyoruz,
Hâlâ geliyoruz,
Ve her gidişimizde, o sönmeyen ışığı yeniden görüyoruz.
Bu süreç hem çok uzun hem de ruhu olgunlaştıran bir süreçmiş.
O vakur duruş ve bitmeyen umut ıle
hastane koridorları sadece hastalığın değil,
aslında en saf haliyle "insan kalmanın" yeriymiş.