18px
Duygusal

Zamanın Uyuduğu Eşik

~ Yüksel Bey

👁️ 0

Güneşin henüz yorulmadığı o uzak iklimde,

Zamanın nabzı, tıkırtılı bir ahşap gövdede atardı.

Bizim evimiz; çatısı bulutlara değen bir masaldı

Duvarları reçine kokulu, kadim bir sırdaştı.

Gıcırdayan her merdiven basamağında,

Henüz söylenmemiş çocukluk yeminleri yankılanırdı.

Bahçemiz toprağın göğe açtığı bir avuçtu,

Ağaçlar, rüzgârla konuşan yeşil dervişler gibi saf tutardı.

Meyve dalları, yer çekimine değil de geçmişe eğilirdi sanki;

Bir elma ağacının gölgesinde saklıydı çocukluğumun tüm neşesi.

Çiçekler...

Ah o sessiz çığlıklar!

Hercai menekşeler, hüznümü koklayan kadifeler,

Ve akşamsefaları...

Karanlık çökerken ruhumu aydınlatan kandiller.

Pencerelerinden süzülen ışık, tozlu bir rüya gibi inerdi odaya,

Her köşe başında bir hatıra pusuya yatmış beklerdi.

O ahşap kokusu; dedemin duası, annemin ninnisi,

Ve toprağın bereketiyle harmanlanmış bir hayatın sessiz ezgisi...

Şimdi ne zaman gözlerimi yumsam,

Evimizin kapı kolu avcumda

Bahçedeki erik ağacı, içimde çiçek açan bir sonsuzluk.

Ben o bahçede büyüdüm,

Ruhum hala o ağaçların arasında saklambaç oynar.

Eski evimiz artık yerinde değil

Ama bende yaşayan o koku, o doku, o gizem;

Ölümün bile silemeyeceği mukaddes bir resim

Hala kalbimde titrer.